31 Mart 2015 Salı

Aliexpress.com alışverişlerim :)

Merhabalar sevgili seyirciler :P

Yazmadığım uzun zaman diliminde yeni yurtdışı alışveriş deneyimlerim oldu. Bunlardan biri olan aliexpress.com 'dan yaptığım alışverişlerimi paylaşacağım.

Aliexpress genelde ucuz fiyatlı Çin üretimli ürünlerin satıldığı bir site. Fiyatlar ucuz ve kargo da bedava olunca doğal olarak da genelde takipsiz posta olarak gönderim yapıyorlar.

Benim burdan ilk alışverişim farklı satıcılardan toka ve kalem seti almak oldu.
Kendileri şekilde görülüyorlar :)

Kalemler 10lu olarak satılıyor ve 5 dolar gibi bir fiyattı, toka da 90 cent gibi bir şeydi tabi dolar fırlamadan önce almıştım ben bunları :)
Farklı satıcılardan aldım, önce kalemler geldi 1,5 ay filan sürmüştür sanırım, postacı eve getirmiş. Tokalar kalemlerden sonra geldi fakat posta kutusuna atıp gitmişler paket küçük olunca.
Açıkcası umudumu kesmiştim ürünlerden ama sağ salim ulaştılar :)

Daha sonra kalemlik ve yine kalem aldım.



Sonuçta Çin malı, kalemliğin filan öyle süper kalitesi yok tabii ki ama ben de sırf şirinlikleri için almış bulundum. Bunlar da 1-1,5 ayda filan elime ulaştılar.
Aliexpress güzel bir site, ucuz da aynı zamanda, dediğim gibi böyle ucuz ürünler için mükemmel kalite beklemezseniz memnun kalınabilir.
Sitenin bir dezavantajı paypal kullanılamıyor olması maalesef, kredi kartı, banka kartı vb. kullanmak gerekiyor.
Aslında işi çok bilenler -biraz da riske girip tabii-  telefon bile getirtiyorlarmış bir şekilde ama tabi ben o kadar cesaret edemiyorum.
Sizin var mı aliexpress deneyiminiz?

Aylar Sonra Yeniden Merhaba

Herkese Merhaba :)

Taa eylül ayından beri yazmamışım, tamamen tembellikten.
Her şeye üşendiğim gibi yazmaya da üşeniyorum bildiğin :) 
Aslında yazacak birçok şey birikti, hele de alışveriş konusunda.
Mesela aliexpress.com sitesini denedim ve birkaç kez sorunsuz olarak alışveriş yaptım.
Tembellik yapmazsam inşallah bunun için ayrı bir yazı yazacağım :)

Ayrıca ilk defa gümrük vergisi ödediğim bir alışveriş yaptım. Daniel Wellington marka saat aldım kendi internet sitesinden.

Amazon.com' dan da alışveriş deneyimim oldu ilk defa :)

Bu arada bugünün şaşırdığım haberi limango'nun kapanması oldu. 5 senedir varolan site bize elveda dedi. En son alınan siparişler gönderilecekmiş, umarım öyle olur.

Bazı siteler kapanıyor bazı siteler de açılıyor. Birkaç gün önce de ünlü makyaj markası Bobbi Brown internetten satışa başladı. Hem de ilk alışverişe özel seyahat boy maskara hediyeliymiş.

Neyse bakalım uzun aradan sonra herkese tekrar merhaba ve umarım arayı uzatmamak dileğiyle.


23 Eylül 2014 Salı

w2beauty.com Kozmetik Alışverişim

Blogumla hiç ilgilenmiyorum, pek tembelim.
Aslında yazsam baya yazacak şey var ama tembellikten diyorum ya..
Neyse.
Kore kozmetiğini duyan vardır kesin, Koreliler güzelliğine çok düşkün bir millet, bu sebepten kozmetik konusunda da aşmış durumdalar.
Missha'nın bb kremini ve allığını kullanmıştım, Etude House, The Face Shop, Skinfood gibi birçok markayı da takip edip beğenmiştim, ama alma fırsatı yoktu. 
The Face Shop artık Türkiye'de satış yapıyor, kendi siteleri var, bakmak isteyen için tık.
Daha önceden ebay'den Etude House'un birkaç ürününü aldım fakat maalesef ulaşmadı.
Dün bloglarda gezinirken, Kore Günlüklerim'in blogunda kozmetik alışverişiyle ilgili şu yazısına rastladım.
w2beauty.com 'u da sayesinde öğrendim, denemek istediğim birkaç ürünü de sipariş ettim.
Bakalım elime ulaşacak mı, ne kadar sürede gelecek?
İnşallah bu sefer ulaşır da hevesim kursağımda kalmaz.
Bunlar da aldıklarım. 
kaş barı

collagen moistfull set

collagen moistfull gece bakımı


Kore Günlüklerim'e de teşekkür ediyorum faydalı yazısı için :)
Ürünlerim elime geçerse burda da yazacağım söz :) 

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Sailor Moon; Nam-ı Diğer Ay Savaşçısı

Sailor Moon çocukluğumuzun animesi. İzlemeyen pek yoktur herhalde.
Ben de çocukluğumda izlerdim ama yıllar sonra tekrar seyrettiğimde olayları pek hatırlayamadım.
Allah'tan hatırlayamamışım çünkü olayları TRT-1 azıcık (!) değiştirerek vermiş.
Aslında sadece Türkiye'de değil dünyanın bir çok yerinde bu sansür uygulanmış caanım animeye.
TRT-1 dublajı yaparken diyalogları değiştirmiş, bazı sahneleri kesmiş kuşa çevirmiş filan.
Zaten bence orjinal dilinden izlemek en güzeli, çünkü o tonlamalar vurgular dublajda hiçbir zaman orjinali gibi olmuyor ( Geleceğe Dönüş serisi Marty McFly Yekta Kopan dublajı hariç :) )
Konuyu hatırlamayanlar varsa azıcık özet geçeyim : Usagi Tsukino 8. sınıfa giden 1 yaşında, sakar ve sulugözlü bir kızdır. Bir gün alnında hilal olan bir kedi görür ve hayatı tamamen değişir. O aslında savaşçı Sailor Moon'dur, dünyaya kötülük hızla yaklaşmaktadır, diğer savaşçıları bulup dünyayı kurtarması gerekmektir, olaylar gelişir :) 


Her bölümde aynı işi yapan canavarlar ortaya çıkar, sezon sonunda da asıl ve en güçlü düşmanla savaşırlar.
Bu animeyi sonradan izlediğimde de çok sevdim. 200 bölüm ve 5 tane OVA ve 4 tane de 1 saatlik filmi var.
Mangasından bazı yerlerde farklılıkları var.
Sailor Moon 'un 20. yılı şerefine birkaç sene önce yeniden yapılan versiyonu olan Sailor Moon Crystal'in yayınlanacağı duyurulmuştu.

Ve bu temmuzda beklenen an geldi, birkaç gün önce ilk bölümü yayınladı.
Sailor Moon Crystal bu sefer mangaya daha sadık kalınarak yapılmış.
Yalnız Usagi'nin yüzünü hiç beğenmedim. O şirin surat gitmiş eblek bi yüz gelmiş. Dolunay Surat diyordu Mamoru ona, o güzel ifadeden eser kalmamış resmen. 
Bir de müziklerini beğenmedim keşke orjinal açılış müziği olsaydı.
Bakalım diğer kızlar da gelince nasıl olacak.
Yine de her türlü Sailor Moon izlemek çok güzel.





7 Temmuz 2014 Pazartesi

Beyaz Şehir ; Belgrad Bölüm 2


Belgrad Sırpça'da beyaz şehir anlamına geliyor. Tuna ve Sava nehirlerinin birleşim yerinde kurulmuş ve 1,2 milyon kişi yaşıyor. Bu küçük bilgiyi de verdikten sonra devam edeyim gezi yazıma :)

Otobüsten indikten sonra otelimize gidip yerleşelim dedik.Herhalde pazar olduğu için nispeten sakindi, tabi yine insanlar vardı baya ama bir İstanbul pazar kalabalığı kadar olamaz. Zaten haftaiçi sokaktaki insan sayısında artış vardı.
Döviz bürosundan aldığımız Belgrad'ın merkezinin haritasına bakarak yanlış yöne gitmeye başladık :D Neyse ki çok fazla ilerlemeden yardımsever bir çift bizi farkedip yarduma ihtiyacınız var mı diye sordu, şansımıza onlar da bizim gideceğimiz yöne doğru gidiyorlarmış, isterseniz beraber gidelim dediler takıldık peşlerine :)
Meğerse onlar da 4-5 sene Ankara'da yaşamışlar birkaç sene öncesine kadar. Bizi ana caddeye bıraktılar sağolsunlar, ordan yaklaşık 15 dk yürüyerek otelimize vardık.
Otel odasını görünce hayal kırıklığına uğradım biraz aslında ama fena da değildi. Biraz küçüktü ama sonuçta otelde de çok durmadığımız için sıkıntı olmadı. Otelimiz baya merkezi bir yerdeydi, her yere yürüyerek kolayca ulaştık.
Biraz dinlendikten sonra yürüyerek etrafı dolaşmaya başladık. 
Buranın meşhur sadece yayalara açık olan caddesi Knez Mihailovaya kadar yürüdük. Bu arada caddeye adını veren 3. Mihailo Sırbistan'ı Osmanlı'nın denetiminden resmen olmasa da fiilen ayrılmasını sağlayan kişiymiş. Bu caddede ünlü markaların mağazalarının yanında birçok kafe de mevcut. 
Belgrad'ta Osmanlılardan kalma çok da yapı yok, Osmanlı egemenliğinden çıktıktan sonra çoğunu yoketmişler.
Geldiğimizin ertesi günü buranın büyük bir yeşil alanı olan ve tarihi kaleyi bulunduran Kalemegdan'a gittik. Bildiğiniz Kalemeydan yani. Bu kalenin Roma zamanından kalma olduğu söyleniyor. Tuna ve Sava nehri manzaralı ve içinde Damat Ali Paşa'nın mezarı bulunuyor. Bir çok kapısı var kalenin, Zindan kapısı, Defterdar kapısı, İstanbul kapısı vs.


2.ve 3. fotoyu vikipedia'dan aldım.

Kalemegdan'ın bahçesi de çok güzeldi. Bahçesinden heykeller ve bir çok ağacın yanında bir de askeri müze bulunuyor.
Kalemegdan'dan sonra kocamın merakı ve özel isteğiyle Bayraklı Camii'ne gittik. 1575li yıllarda yapılmış, bir ara 25 sene kadar kilise olarak kullanılmış, 2004'te Kosova olaylarından dolayı yakılmış fakat tamir ettirilmiş, şu anda hala ibadete açık. Hatta biz gittiğimizde tam öğle ezanı okundu tabi sadece caminin içinde maalesef, az da olsa cemaati vardı.
Foto vikipedia'dan

Dolaşırken bir Türk restoranı keşfettik ve burda yemek de yedik. Yemeklerin tadı güzeldi, fiyat olarak da aşağı yukarı Türkiye'de olsak aynı hesabı öderdik.
Daha sonra yine etrafı gezmeye başladık, fakat yağmur başlayınca bir yere oturduk, şansımıza tam da Prens Mihalio heykelinin karşısına oturmuşuz  :)
Bahsi geçen heykel :)


Otelimize yürürken Ulusal Meclis binasından geçtik, yapımı 1907 yılında başlayıp 1936 yılında yapımı bitirilmiş. Bu binaya bayıldım. Hele gece çok güzel görünüyordu.

foto vikipediden
Bu arada ne kadar az foto çekmişim yahu moralim bozuldu :(
Eski Saray da otelimizin olduğu cadde olan Kralija Milana caddesindeydi ve çok güzel bahçesi vardı. Zaten eski sarayın karşısında Ulusal Meclis Binası da.

vikipedia'dan

Belgrad çok nostaljik bir şehir. Bu yönüyle çok sevdim. Türkiye'deki gibi şekilsiz çirkin apartmanlar yok eski Belgrad tarafından en azından. Binaların güzelliği korunmuş. Evlerde yaşanmışlıklar var hep. Sokaklarda eski elektrikli otobüsler ve tramvaylar bile duruyor.

Dönmeden önceki gün en büyük ortodoks kilisesi olması için başlanan fakat maddi yetersizlikten dolayı daha mütevazi olan Aziz Sava Kilisesi'ne gittik. İçinde pek bir şey yok, hatta hala tadilat halinde ama dışarıdan güzel bir bina.


Buradan yürüyerek Tasmajdan'a (taşmeydan yani) gittik ve biraz dinlendik, baya kalabalıktı, genç-yaşlı-çocuk bir sürü insan vardı. Cıvıl cıvıl bir parktı , şifresiz wifi mevcuttu parkta :) Parkın içinde yapımı 1940'ta biten Aziz Mark kilisesi de bulunuyor ayrıca.


2. foto vikipediden.

Burdan otele dönüp biraz dinlendikten sonra ünlü bilim adamı Nikola Tesla'nın icatlarının ve bazı kişisel eşyalarının olduğu Nikola Tesla müzesine de gittik. İngilizce olarak Tesla'nın icatları ve hayatı anlatıldı. İcatlarının nasıl çalıştığı uygulamalı olarak anlatıldı, bu kısmını çok sevdim.
Bu da müzenin dıştan görünümü
Bir de meşhur bir Otel Moskova var. 1908'de açılmış ve hala kullanılan 5 yıldızlı bir otel. Knez Mihaliova Caddesi'nin başladığı yerde ve bizim otelin caddesinin en başında olduğu için referans noktası yaptık hep burayı :)
Wikimedia'dan foto

Belgrad'ta olduğumuz sürede pekara adındaki fırınlardan da faydalandık bol bol. Poğaça, börek, kurabiye, kek tarzında ürünler var buralarda, aldığımız peynirli-ıspanaklı böreği tuttuk. Bu arada böreğin sırpçadaki karşılığı = burek :) Birçok kelime var böyle Türkçe'den geçen.
Sırp marketine de gidip yiyecek-içecek alışverişi yaptık. Fiyatlar Türkiye'yle aynı aşağı yukarı. Türkiye'de satılan ürünler burda da var. Hatta Türk ürünleri de var :))
Resimdeki tutku ve popkeki bulunuz :P

Otelde ne zaman tv açsam mutlaka bir Türk dizisi vardı. Çok meşhur olmuş bizim diziler burda. Hatta Yer Gök Aşk adıyla birkaç sene önce yayınlanan dizi şimdi Sırbistan'da yayınlanacakmış her yerde boy boy afişleri vardı.

Bizim karşılaştığımız insanların çoğu akıcı şekilde İngilizce konuşuyorlardı, bu yüzden anlaşma konusunda hiç sıkıntı yaşamadık. 
3 günün sonunda yürümekten bacak ağrımız vardı ama değmişti, güzel bir tatil geçirmiştik. Kahvaltı dahil 530tl civarında bir para ödedik 3 gece için otele. Gece başına 1,5 euro da şehir vergisi var içinde. Otelimiz 3 yıldızlıydı bu arada ve konumu oldukça iyiydi. 
Otel odamızdan dışarının görünümü
Dönüşte taksiyle havaalanına gittik ve 15 tl'den daha az bir ücret ödedik
Havaalanının girişi
Bu arada havaalanının hemen içinde sayılan bir yerde havacılık ve uçak müzesi de var.

Havaalanına girişte arama filan yok, hatta sadece uçağa bindiğimiz kapılara geçerken arama ve kontrol var. 2 saat havaalanında takıldıktan sonra uçağımıza bindik, yine 30 dk kadar bir rötarla kalkış oldu yine korka korka ve kitap okuyorak sağ salim yolculuğumuzu bitirdik.
Genel olarak sevdiğim bir şehir oldu Belgrad. Biletleri önceden ucuza alıp gelerek, cuma-cumartesi-pazar tatili için güzel bir seçenek olabilir.
Bir daha gitmek kısmet olur mu bilemem tabi. 
Ama bir sonraki tatil için inşallah farklı bir yerde gezi olur bizim için.